Gecenin videosu.
Bu sözü nerede okudum hatırlamıyorum (üstat Sunay Akın’ın ise eğer çok utanırım!), ama ne zaman yağmur yağsa aklıma geliyor. Bir bakıyorum benim de başım önde. Sonra silkiniyorum. Yağmura saygısızlıktan değil ama, sanki ondan saklanıyormuşum gibi geliyor, oysa değil. Sonra başımı kaldırıyorum yüzüme değsin diye yağmur. Böylesi çok daha iyi belki de.
züğürt tesellisi işte :) 2 tane finalim var ve oturup benedictin o baftayı eline alacağı anı bekledim :(( (neyse ki kralımız kazandı:))
n’olur filmlerde küçük çocukları öldürmeyin, kırmayın, üzmeyin, korkutmayın onları. hayat zaten yeterince kırık dökük değil mi?
..Böylece,çırakken salı günlerinde Üstat Osman’ın arkasından yürürken geçtiğim yoldan, baharları bayıltıcı bir ıhlamur kokusuyla kokan Okçular sokağından, ustamın kıymalı çörek aldığı fırının önünden, ayva ve kestane ağaçlarıyla dilencilerin sıralandığı yokuştan, yeni çarşının kapalı kepenklerinin önünden, ustamın her sabah selamlaştığı berberin önünden, yazları cambazların gelip çadırlarını kurup gösteri yaptığı boş bostanın kenarından, pis kokan bekar odalarının ve küf kokan Bizans kemerlerinin altından, İbrahim Paşa’nın sarayının ve yüzlerce kere resmettiğim yılanlı sütunun ve hep başka türlü resmettiğimiz çınar ağacının yanından At Meydanı’na çıkıp sabahları içlerine giren serçelerle saksağanların cıvıl cıvıl ötüştükleri kestane ve dut ağaçlarının altından geçtim.
-Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı

Bazı kelimeler ancak karanlıkta yazılabiliyor.
Yazabilmek için aynı şarkıyı yüzlerce kez dinlemek gerekiyor.
(Sarhoş olabilmek için içmeden,
dudaklarını ıslatmak zorunda kalmadan hiçbir cümle için…)
Bazı kelimelerin sana ihtiyacı var yazılmak için.
Şarkılar hep aynı yaralara kötü geliyor.
